- Serdo Apartmanı

• 21.7.2009 - audrey tautou'ya ilk mektubum.


AUDREY TAUTOU'YA MEKTUP

Sevgili Audrey, 
Türkiye, İstanbul'dan yazıyorum bu satırları. 
Benim adım Serdar. 
Seni en son dün Kadıköy de gördüm. 
Nasıl mı gördüm? 
Dün Da Vinci Şifresi girdi gösterime, ilk gün gittim hemen filmine. 
Ben filmine falan gidiyorum ya, senin haberin oluyor mu benim filmine gittiğimden. 
Haberin olmuyor değil mi?
Ne kötü. 

Filmine ilk seans gidecektim, fakat uyuya kalmışım. 
Sonra yer bulabilmek için, Kadıköy'de sinemaları gezdim.
Natilus'daki sinemaya baktım orada yok. 
Kadıköy Reks'e gittim orada da yok. 
En sonunda Kadıköy-Moda sinemasında yer bulabildim. 
Gişe de bileti satan kadın, sadece en önden var dedi yer. 
Buna daha bir sevindim. 
Sinema seyircisini bilirsin en önden bilet almak istemez. 
Zaten en önden olsun, Audrey'i en yakından ben görmek isterim dedim. 
En önden satılan bileti aldım. 
… 
Seni ilk önce Amelie filminde tanıdım. 
Daha sonra Seviyor Sevmiyor filminde, arkasından Kirli Tatlı Şeyler filminde, sevgilisinin askerden dönmesini bekleyen Kayıp Nişanlı da ve dün de Da Vinci Şifresi' nde. 

İlk filmini defalarca izledim. 
İnsanlara sürpriz yapıp, onları mutlu eden, ama kendisi mutsuz bir kişiliği oynamıştın o film de. 
Odam da senin baş rolünde oynamış olduğun Amelie filminin posteri var biliyor musun.  
Nedense, başka kimsenin posteri yok ev de. 
Eğer buna inanayım mı dersen. 
Gel benim evime görürsün. 
Gel bana derken, eğer Türkiye'ye İstanbul'a yolun düşerse, beklerim yani seni. 
Yeter ki geldiğinde misafirim ol. 
Yanlış anlama yani. 
Bizim ev de iki kişilik fazla oda da var, orada kalırsın. 
Sen Fransızsın ya, hem bizim ev super market olan Carrefour’a da yakın. 
Fransız peynirlerini seviyorsundur mutlaka, Fransız peyniri yiyeceğim dersen, senin için peynir alırız Carrefour’dan.

Sonra yanımda olmandan ötürü sevincimden seni, Carrefour’un alüminyum alışveriş sepetine bindirip, sepet içinde gezdirebilirim belki seni bu market de.  
Sepet içinde gezmek nasıl bir duygu? 
O yüzden, buna hazırlıklı ol lütfen. 
Evet, eğlenmeyi seviyorum. 
Ama öyle bir bara veya diskoya gidip, eğleniyormuş gibi yapmayı, yapay eğlence şekillerini asla sevmiyorum nedense. 
İnsan her şartta, her durumda eğlenmesini bilmeli bence. 
Hem, Bostancı Lunapark da yakın bana. 
Eğer parka gitmeyi seviyorsan, Lunaparka gidip atlı karıncaya, gondola, çarpışan otolara da binebiliriz. 
Çarpışan oto demişken, şoförlüğünün çok iyi olduğunu da dün öğrendim bu arada. 

Sevgili Audrey, Da Vinci Şifresinde o ne araba kullanmaktı öyle. 
Bittim resmen şoförlüğüne. 
Türkiye'de herkes kadın şoförlerden şikayetçi biliyor musun. 
Biz erkek şoförler de hatalı kullanıyoruz tabii bazen. 
Ama akıllara şu soru geliyor : Formula 1 yarışlarında, diğer araba yarışlarında veya motosiklet yarışlarında niye kadın şoför yok değil mi. 

Kadınlar böyle, biz erkekler böyle diyerek, kadın-erkek ilişkilerini konuşmak günlerce zamanımızı alabilir belki... 
O yüzden, bunları bırakalım bir kenara. 
He, en son ne diyordum ben?
Bostancı'da turluyorduk değil mi. 
Turlamaya devam edelim o zaman. 
Lunaparktan çıktıktan sonra Yaşar Usta'ya dondurma yemeye gideriz. 
Çok güzel diğmi dondurma, afiyet olsun sevgili Audrey. 
Dondurmalarımızı götürdükten sonra, eğer deniz yolculuğu seversen de... 
Seni Kadıköy-Beşiktaş vapuruna bindirmek isterim. 
Çünkü, çok seviyorum bu vapuru. 
Farkında mısın bilmiyorum, sevdiğim şeyleri seninle yapıyorum. 
Kendime ait bir yatım olsaydı, inan vapura değil de yatıma bindirirdim seni. 
İdare et be sevgili Audrey...
Vapurda simit alıp, elimizdeki simitlerle martıları doyuralım mı, ne dersin? 
Şimdi de dalgaları, Kız Kulesini, İstanbul boğazının harika görüntülerini izleyelim hade. 
Manzara nefis değil mi.
Bu arada simit attığımız martılar da bizimle beraber geliyor, farkında mısın. 
Yani martıları bir simitle kandırıp, Kadıköy'den Beşiktaş'a gezdirmiş olduk böylece. 
...
Sevgili Audrey, bunları yazarken, sanki seninle İstanbul'u baştan başa turladık gibi oldum bir an. 
Yürüyüşün, bakışın, doğal güzelliğin, çocuksu konuşmanla özel bir yerin var senin ben de. 
Bilmiyorum, ben sen de nasıl bir iz bıraktım. 
...
Mektuplarım, kağıdım ve kalemim olduğu sürece devam edecek. 
Mektubuma burada biterken, o içten gülen, güzel gözlerinden öperim seni. 

Serdar Pakırel

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 29.5.2008 - - RESİM. :))

 

Resmi yapan : Ömer Fikret Şen

 

Kardeşim Fiko, resmimi yapmış. Aslanım Fiko;

sana bütün diller de binlerce kez teşekkür ediyorum.

 

Serdar Pakırel 

Yorum (9) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 26.5.2008 - - PAPAĞAN. :)

 

Serdar Pakırel 

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Hakkımda

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
Blog RSS

Kategoriler

Image Hosted by ImageShack.us
Serdo'nun anket sorusu :
Yanınızdaki kişi hapşırdığı vakit ona ne dersiniz?
Son Durum
Pollemik - Anket Sitesi

Apartman Sakinleri

hussoloji
salaybey
smyrne
yesilim
annakarenina
dergii
muhacirkizi26
yagmurlagelen
ozturkselim
aleykbumb
oznurbursa
grupblof
challenger019
o0nas0o
yokumolmucamda
sakliisyanlar
muharremakkok
jaleates
mervecan
cirkinkral1905
handecasus2
ceylan31
burakulgenalp
aceba20
bugunordadacumartesimi
karakan52
Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:34
| Sonraki Sayfa